Eski zamanlarda, kötü ruhların gece vakti dolaştığı söylenirken insanların en büyük güvencesi Bedik adı verilen küçük bir tılsımmış.
Derler ki Bedik, yalnızca bir nesne değil; gecenin içinde dolaşan görünmez bir koruyucunun ruhunu taşırmış.
Efsaneye göre bir gece karanlık çöktüğünde, kötü niyetli bir gölge bir evin kapısına yaklaşmış.
Çocukların nefesleri hafif, uykuları derinmiş. Gölge kapının eşiğine vardığında Bedik’in bağlı bulunduğu ip hafifçe titremiş ve
tılsım içinden loş bir ışık yaymış. O ışık büyüdükçe, evin etrafında dairesel bir çizgi oluşmuş.
Kötü gölge bu çizgiye dokunur dokunmaz geri savrulmuş. Çünkü Bedik, içindeki koruyucu ruhu uyandırmış; evin çevresine görünmez
bir sınır çekmiş. Gölge hırlayarak uzaklaşmış, Bedik ise ışığını yavaşça söndürüp yeniden sessizliğe bürünmüş.
Derler ki Bedik ne kadar küçük olursa olsun, kötü niyet ne kadar büyük olursa olsun asla geçit vermezmiş.
Bu yüzden insanlar geceleri kapılarına, beşiklerine, yastıklarının başına Bedik asarmış:
“Bedik varsa, kötülük yaklaşamaz” diye.