← Geri Dön
Yan görsel

ÇARŞAMBA KARISI

Çarşamba Karısı, Türkçede günlük dilde saçı başı karmakarışık, üstü başı özensiz kadın anlamında kullanılan bir söz olsa da, kökeni Anadolu’nun karanlık halk inanışlarına dayanır. Eski anlatılarda Çarşamba Karısı, zaman zaman Alkarısı ile özdeşleştirilen, kötücül ve çirkin bir varlık olarak anılır.

Efsanelere göre Çarşamba Karısı özellikle çarşamba geceleri ortaya çıkar. Bu gecede işe başlamak, ev süpürmek, çamaşır yıkamak ya da düzen bozacak bir iş yapmak onu kızdırır. Kızdığında ise o eve musallat olurmuş. Bu yüzden çarşamba geceleri birçok yerde “uğursuz” sayılmış, ev halkı sessizliğe ve sükûnete özen göstermiştir.

Çarşamba Karısı genellikle dağınık saçlı, bakımsız, ürkütücü yüzlü bir kadın olarak tasvir edilir. Görünenlere göre gözleri insanın içine işler, sesi ise soğuk ve tehditkârdır. Bazı anlatılarda kapıdan içeri girdiği, bazılarında ise bir anda evin ortasında belirdiği söylenir.

Onun en korkulan yönü, evin çocuğunu herkesin gözü önünde alıp götürmesidir. Bu olayın ardından çocuğun ya tamamen kaybolduğu ya da uzun süre kendine gelemediği anlatılır. Bu yüzden Çarşamba Karısı, özellikle çocuklar için bir korku ve uyarı figürü haline gelmiştir. Halk inanışlarında Çarşamba Karısı yalnızca bir korku varlığı değil, aynı zamanda kurallara uymayanları cezalandıran bir figürdür. Çarşamba gecesinin sessizliğini bozan, geleneklere uymayan ya da saygısız davrananların başına gelen felaketler onunla ilişkilendirilmiştir.

Bu yüzden Anadolu’da hâlâ bazı yerlerde çarşamba geceleri şu söz söylenir:
“Çarşamba Karısı kızarsa, Ev susar, yürek donar.”