Erlik Han, yaratılış destanlarında ve Türk efsanelerinde, yeraltı dünyasını yöneten güçlü bir varlık olarak tanımlanır. Tanrı Ülgen’in karşıtı olan Erlik, kaosun, kötülüğün ve ölümün sembolüdür. Çoğu anlatıda, ilk başlarda Ülgen’in hizmetinde bir varlık olarak yer alsa da, kibir ve itaatsizlik nedeniyle gökten kovulmuş ve yeraltı dünyasına sürülmüştür.
Yeraltı dünyası, ölülerin ruhlarının gittiği karanlık bir âlem olarak tasvir edilir. Bu dünya, yedi katmandan oluşur ve her katmanda Erlik Han’ın kontrolü altındaki çeşitli kötü ruhlar bulunur. Türk inançlarında, ölümün ardından kötü ruhların bu âleme gittiğine inanılır.
Erlik Han genellikle korkutucu bir figür olarak betimlenir. Uzun bir sakalı, devasa boyutları ve ürkütücü bir görünüşü vardır. Simgesi, kara renk ve demirdir; bu, onun yeraltı ve kötülükle olan bağlantısını temsil eder. Ayrıca, yanındaki siyah boğa, onun gücünün ve hâkimiyetinin göstergesi olarak görülür.
Erlik’in başlıca amacı, insanların ruhlarını ele geçirmek ve onları kendi dünyasına hapsetmektir. Ancak, bu rolü sadece kötü insanların ruhlarına odaklanmakla sınırlıdır. Bu yönüyle, mitolojide adaletin de bir temsilcisi olarak kabul edilir.
Türk halk inançlarında Erlik Han, korkulan bir figür olmasına rağmen dengelerin korunmasında kritik bir rol oynar. İyi ve kötünün dengesi, evrenin düzeni için vazgeçilmezdir ve Erlik Han bu dengenin sağlanmasında bir denge unsuru olarak görülür.
Türk mitolojisinde Erlik Han’ın hikayeleri, sadece kötülüğü temsil etmekle kalmaz; aynı zamanda insanın kendi ahlaki sorumluluğunu hatırlamasını sağlar. Türk destanlarının derinliklerine indikçe, Erlik Han gibi figürlerin, kültürün toplumsal ve ahlaki değerlerini yansıttığını görmek mümkündür.