Derler ki her ölü huzurla toprağa karışmazmış. Bazı ruhlar, geride bıraktıkları kin, öfke ya da yarım kalmış sözler yüzünden yerin
altında uyuyamazmış. İşte o zaman Hortlak doğarmış.
Efsaneye göre gece yarısı, mezarlık sessizleştiğinde toprak hafifçe kabarırmış. Ay ışığı mezar taşlarının arasından süzülürken,
yerin altından solgun bir gölge yükselirmiş. Bu gölge ne tam ölü ne de diriymiş; soğuğu kemiklerden gelen bir varlıkmış.
Hortlak yürüdüğünde adımları duyulmaz, ama geçtiği yerde hava ağırlaşırmış. Onun gelişiyle köpekler ulur, kapılar kendi kendine gıcırdarmış.
Derler ki Hortlak, yaşayanlara dokunmazmış; sadece geçmişte bıraktığı izlerin peşine düşermiş.
Bir evin kapısına geldiğinde içeri girmeden önce durur, eşiği geçemezmiş. Çünkü eşiği aşmak, yaşayanların alanına karışmak
demekmiş ve Hortlak buna izinli değilmiş. Ancak çağrılırsa, adı anılırsa ya da ardında bıraktığı bir bağ varsa yaklaşırmış.
Eskiler, hortlağın geri dönmemesi için mezar başına taş koyar, toprağı sıkıca bastırırmış. Çünkü inanırlarmış ki toprak ne kadar
ağırsa, ruh o kadar derin uyurmuş.
Bu yüzden şöyle dermişler:
“Toprak tutmuyorsa, hortlak dolaşır.”
Ve Hortlak, huzur bulamayan ruhların gölgesi olarak efsanelerde anlatılmaya devam etmiş.