Derler ki gökyüzünün en yüksek katında, kanat çırptığında yeryüzüne hiç dokunmayan bir kuş yaşarmış: Hüma Kuşu.
O ne kafese girer ne de yere konarmış; kaderi gökten izlemeyi seçermiş.
Efsaneye göre Hüma Kuşu görünmezmiş; yalnızca gölgesi bilinir, varlığı hissedilirmiş.
Bir insanın başının üzerinden gölgesi geçtiğinde, talihin o kişiye yöneldiğine inanılırmış.
Bu yüzden Hüma Kuşu, kut, baht ve devlet ile anılırmış.
Derler ki Hüma Kuşu kimseyi özellikle seçmezmiş. Ne güçlüleri ne de zenginleri ararmış. Kalbi temiz, niyeti doğru olanların
üzerinden süzülürmüş. Onun gölgesi değdiğinde, insanın yolu açılır; işleri kolaylaşır, adı yükselirmiş. Ama Hüma Kuşu yakalanamazmış.
Onu görmek isteyenler gökyüzüne bakar ama yalnızca uçsuz bucaksız maviliği görürmüş. Çünkü Hüma, elde edilmeye çalışıldığında kaybolan,
hak edilince gelen bir talihmiş.
Eskiler bu yüzden şöyle dermiş:
“Hüma Kuşu konmaz; gölgesi yeter.”
Ve Hüma Kuşu, insanlara kaderin sessiz armağanını taşıyan kutsal bir varlık olarak efsanelerde yaşamaya devam etmiş.