Derler ki dağların en ulaşılmaz yamaçlarında, insan ayağının nadiren bastığı yerlerde Kayberen dolaşırmış.
O ne tam bir hayvanmış ne de yalnızca bir ruh; dağların iradesini taşıyan, yabanın efendisiymiş.
Efsaneye göre Kayberen’in bedeni keçiye benzer, ama gözleri insandan daha bilgeymiş. Boynuzları taş gibi sert, adımları rüzgâr
kadar sessizmiş. Onu görenler ilk anda bir dağ keçisi sanır, ama Kayberen’e uzun süre bakanlar onun sıradan bir canlı olmadığını anlarmış.
Kayberen, dağlardaki hayvanların koruyucusuymuş. Gereğinden fazla avlanan, dağın dengesini bozan biri olduğunda Kayberen ortaya çıkarmış.
O an sis çöker, yollar karışır, avcı nereye gittiğini şaşırırmış. Derler ki Kayberen kimseye doğrudan zarar vermezmiş;
ama dağa saygısız olanı dağın kendisiyle yüzleştirirmiş.
Bir gün açgözlü bir avcı, kutsal sayılan bir yamaca tırmanmış. Tam nişan alacağı sırada karşısında iri boynuzlu bir gölge belirmiş.
Avcı korkuyla geri çekilmiş ama ne kadar kaçsa da dağın içinden çıkamamış. Gün doğduğunda kendini başladığı yerde bulmuş; karşısında
ise Kayberen, sessizce onu izliyormuş. Avcı o gün silahını bırakmış ve bir daha o dağda avlanmamış.
Eskiler şöyle dermiş:
“Dağ seni susturuyorsa, Kayberen yakındır.”
Ve Kayberen, yaban hayatın bekçisi, dağların sessiz efendisi olarak efsanelerde yaşamaya devam etmiş.