← Geri Dön
Yan görsel

ÖCÜ

Derler ki gecenin en sessiz anında, evlerin içi bile nefesini tuttuğunda Öcü ortaya çıkarmış. Ne tam bir şekli varmış ne de tek bir yüzü. Kimi zaman bir gölge, kimi zaman kapı aralığındaki bir karanlık, kimi zaman da adını duyunca insanın içine çöken o ağır hismiş.

Efsaneye göre Öcü, karanlıktan değil, korkudan doğarmış. İnsanlar geceden korktukça büyür, adını fısıldadıkça güçlenirmiş. Bu yüzden onu kimse tam olarak görmemiş; ama herkes varlığını hissetmiş.

Gece bir çocuk uyanıp etrafına baktığında, odanın köşesi olduğundan daha karanlık görünürse derlermiş ki Öcü oradadır. Ama Öcü’nün amacı dokunmak ya da zarar vermek değilmiş; yalnızca korkuyu beslemekmiş. İnsan korktukça Öcü yaklaşır, insan cesaret buldukça silikleşirmiş.

Eskiler anlatırmış: Bir evde gece lambası sönmeden uyunur, kapılar kilitlenir, dualar ya da sözler fısıldanırsa Öcü kapının eşiğini geçemezmiş. Çünkü Öcü, ışıkla değil, inançla uzaklaştırılırmış.

Derler ki Öcü’nün en büyük düşmanı adını korkmadan anmakmış. Bir insan “Öcü yok” dediği anda, karanlık biraz daha geri çekilirmiş. Çünkü Öcü, var olmak için insanın korkusuna muhtaçmış.

Bu yüzden eskiler şöyle dermiş:
“Öcü karanlıkta değil, korkunun olduğu yerde yaşar.” Ve Öcü, şekli olmayan ama adı herkesçe bilinen bir varlık olarak efsanelerde kalmış.